Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Orta Doğu’da artan gerilimin enerji piyasalarında oluşturduğu hareketliliği değerlendirerek, Türkiye açısından meselenin yalnızca petrol ve doğal gaz tedariki üzerinden okunmaması gerektiğini belirtti. Aydemir, enerji fiyatlarındaki sert değişimlerin üretim maliyetinden taşımacılığa, dış ticaretten vatandaşın alım gücüne kadar uzanan geniş bir ekonomik alanı etkileyebileceğine dikkat çekti.
Hürmüz ile Babülmendep çevresinde aynı dönemde yükselen güvenlik sorunlarının dünya enerji ticaretinin hassasiyetini yeniden ortaya çıkardığını ifade eden Aydemir, özellikle Hürmüz’den geçen petrol miktarının büyüklüğü ile Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri kaynaklı LNG taşımacılığının bu güzergâha bağımlılığının piyasaların gelişmelere hızlı tepki vermesine yol açtığını kaydetti.
Aydemir, Türkiye’nin bu tabloyu ekonomik programlama açısından da değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Enerjide dışarıdaki her dalgalanmanın içeride üreticinin maliyet hesabına ulaşma ihtimali var. Dolayısıyla fabrikamızın çarkını, nakliyecimizin giderini, ihracatçımızın rekabet gücünü ve vatandaşımızın bütçesini aynı denklem içinde düşünmek durumundayız.” dedi.
MALİYET ŞOKLARINA KARŞI EKONOMİK DAYANIKLILIK
Deniz taşımacılığında güzergâh değişikliklerinin mesafeleri uzatabildiğini, güvenlik sorunlarının taşımacılık ve sigorta giderlerini etkileyebildiğini hatırlatan Aydemir, enerji piyasalarında ortaya çıkabilecek ani hareketlerin ekonominin diğer alanlarına taşınmasının önüne geçecek bir yaklaşımın önem kazandığını ifade etti.
Aydemir, enerji politikasında öngörülebilirliğin sanayi politikasıyla birlikte ele alınmasını önerdi. Üreticinin enerji maliyetini mümkün olduğunca uzun vadeli görebilmesinin yatırım kararları bakımından önem taşıdığını kaydeden Aydemir, enerji verimliliği, kaynak çeşitliliği, depolama imkânları ve uzun vadeli tedarik planlamasının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bir sanayici önümüzdeki dönemin enerji maliyetini hesaplayabiliyorsa yatırım konusunda daha sağlıklı karar verir. İhracatçı fiyat oluştururken daha güçlü hareket eder. Ekonomide öngörülebilirlik de böyle güçlenir.” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE ENERJİYİ REKABET GÜCÜNÜN PARÇASI OLARAK OKUMALI
Aydemir, küresel gelişmelerin Türkiye için başka bir önemli başlığı daha öne çıkardığını belirtti: Üretimde kullanılan her birim enerjiden daha fazla ekonomik değer elde etmek.
Enerji fiyatlarının küresel gelişmeler karşısında zaman zaman Türkiye’nin kontrol alanının dışında hareket edebileceğine işaret eden Aydemir, buna karşılık ekonominin enerji kullanımındaki verimliliğinin artırılmasının Türkiye’nin kendi iradesiyle güçlendirebileceği bir alan olduğunu vurguladı.
Aydemir, “Ucuz enerji kadar enerjiyi akıllı kullanabilen üretim yapısı da rekabet üstünlüğüdür. Aynı enerjiyle daha fazla üreten, maliyetini yöneten ve teknolojisini geliştiren ekonomi dışarıdaki sarsıntılardan daha sınırlı etkilenir.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin enerji politikası ile sanayi, ihracat ve teknoloji politikalarının birbirini tamamlayan bir yapıda yürütülmesinin önemine dikkat çeken Aydemir, enerji alanındaki küresel belirsizliğin yerli üretimin verimliliğini artıracak yatırımlar için de güçlü bir gerekçe oluşturduğunu söyledi.
Aydemir, “Dünyadaki gelişmeleri değiştiremeyebiliriz; fakat bu gelişmelerin ekonomimize hangi ölçüde yansıyacağını belirleyecek kapasitemizi büyütebiliriz. Türkiye’nin önündeki esas mesele budur. Enerjide güçlü olmak, üretimde istikrarlı olmak ve vatandaşımızı dış kaynaklı maliyet hareketlerinden mümkün olan en yüksek ölçüde korumaktır.” diye konuştu.